‘FETÖ’ ile mücadele adı altında ülkenin çeteler arasında nasıl pay edildiğini daha iyi anlıyorsunuz…

Memleketin üzerindeki perdeyi azıcık kaldırdığınızda bile ülkedeki kokuşmuşluk, çeteleşme, zorbalık, hırsızlık, mafyöz yapılaşma bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Sedat Peker konuştukça ‘FETÖ’ ile mücadele adı altında ne kadar namuslu bürokrat varsa görevden uzaklaştırılıp, ülkenin çeteler arasında nasıl pay edildiğini daha iyi anlıyorsunuz.

Ülkeyi kendi aralarında pay eden çeteler savaşında, Sedat Peker köşeye sıkıştırıldıkça taksit taksit konuşmaya başladı. Buzdağının görünen kısmının sadece bir parçasını anlatıyor olsa bile dinleyince insanın kusacağı geliyor.

Türkiye’ye gelmiş gencecik bir üniversiteli muhabire tecavüz edecek kadar alçak ruhlu ve sonra onu öldürtecek kadar eli kanlı bir AKP milletvekili, onun pisliğini örtbas etmeye koşan Jandarma generalleri, devlet görevlisi maskesi takmış dünyanın en büyük uyuşturucu baronları… Uyuşturucu ticaretini daha güvenle yapabilmek için Bodrum Yalıkavak Marinası’nın sahibi Mübariz Mansimov’a çöküp üzerine geçirmeler.

Konuşma biçimi ve sıralamasından anladığım, Sedat Peker, karşı tarafın blöfü görüp yola gelmesini, en azından boğazındaki bıçağı biraz uzaklaştırmasını amaçlıyor. Bunu gerçekleştirdiği anda kirli çamaşırların dökülmesini sonlandıracak. Yani toptan bir temiz eller hareketi değil, Peker beni yakmaya kalkarsanız beraber yanarız diyor. Zaten temiz toplum gibi bir amacı bulunmadığını söylüyor.

Görüyorsunuz ya şu kadarcık konuşma bile siyaset, yargı, polis, medya çürümüşlüğünü nasıl deşifre ediyor.

Daha fazla deşifre bütün çete için tehlikeli olduğu için sanıyorum büyük ağalar devreye girecek ve bırakın kavgayı “Siz kan kardeşisiniz” diyecek ve tarafları barış çubuğu tüttürmeye zorlayacaklar. En azından Sedat Peker’in ümidinin bu olduğunu düşünüyorum.

Bodrum Yalıkavak Marina’daki bir fotoğrafı hatırlıyor musunuz? Mehmet Ağar, Korkut Eken, Alaattin Çakıcı ve Engin Alan’ın bir arada oldukları fotoğraf. Sedat Peker’in itiraflarının büyük bölümü o fotoğraftakileri kapsıyor. “Yok mu dava açacak yürekli bir savcı” diye konuşanlara küçük bir hatırlatma yapayım. O adamları bazı yürekli savcılar tutuklatmışlardı. Ama siz o zaman da ayağa kalkmış kumpas diye yeri göğü inletmiştiniz.

Bir gerçeğin, itibar görmesi için sizin çıkarlarınıza, at gözlüklerinize, arzularınıza uygun olması gerekir. Ama görünen o ki sizin de at gözlüklerine gelip tosladılar.

Şimdi hükümet muhalifi herkes ‘yok artık’ sesleriyle Sedat Peker’in anlattıklarını dinliyor ve feryat figan ediyor. ‘Polis yok mu, savcılar neredesiniz, yok mu bir yürekli savcı şu anlatılanlara bir soruşturma açsın vs.

Evet yok, yürekli bir savcı yok, bir zamanlar bu ülkede çok yürekli savcı ve polisler vardı işte o savcıların hepsini hükümetle bir olup yargıdan attınız. O yürekli savcılar ve polisler bütün bu suç şebekelerini bir bir derdest edip hapse atmıştı, mafyanın, derin devlet şebekelerinin hakkından gelmişti ama siz bu suç organizasyonlarının yanında yer aldınız.

Şimdi çakallar birbirine düştü, çıkarlar birbirine çarpmaya başlayınca ülkenin nasıl bir yılan yuvasına döndüğünün itiraf ediyorlar.

Eğer on gram bu ülkeyi düşünüyorsanız hapse attığınız o yürekli savcı ve polisleri yeniden görevlerinin başına getirin.

ALPER ENDER FIRAT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir